Ayurvedik Öneriler

Ebru Şinik Ayurvedik Önerileri

İntermitan Beslenme (Aralıklı Açlık) Çeşitleri Nelerdir?

İntermitan Beslenme (Aralıklı Açlık)  Çeşitleri Nelerdir?

Başlıca intermitan beslenme alternatifleri şunlardır;

1.    Kahvaltıyı atlamak
2.    Akşam yemeğini atlamak
3.    Sadece akşam yemek yemek
4.    Bir gün aç kalıp, bir gün yemek: 24 saat yiyip, takip eden 24 saat hiç bir şey yememek. Haftada 2-3 gün tam açlık hali yaşanır.
5.    İki haftada bir ya da ayda bir gün aç kalmak
6.    5/2 Metodu : 5 gün normal yiyip, diğer 2 tüm gün çok az yemek. 
7.    16/8 Metodu : Günün 8 saati yemek yenir, geriye kalan 16 saat hiç birşey yenmez. 

Benim yaklaşık 2-3 yıldır düzenli olarak uyguladığım metot 16/8 intermitan beslenme şeklidir. Ben bu beslenme şeklini uygularken aynı zamanda ayurvedik yaşam tarzının temeli olan, sirkadiyen zamanları da önemle göz önünde bulundururum. Yani güneş ışığının dalga boyuna göre çalışan içimizdeki biyolojik saat  günün hangi aralığında 16 saat boyunca aç kalacağımın belirleyicisidir. Buna göre akşam 19:00-19:30 gibi en geç  akşam yemeğinden kalktıktan sonra, ertesi gün öğlen 12:00-13:00 aralığına kadar hiç bir şey yemem.

İntermitan Beslenme Aralıklı Açlık Çeşitleri Nelerdir Ebru Şinik

Birçok diyet uzmanı ve doktor tarafından önerilen ve en önemli denilen sabah kahvaltısını yapmak sirkadiyen ritmi ciddi bir şekilde aksatır. Kuvvetli bir kahvaltı yapmak yağ yakmayı engeller. Kan şekerini, kan yağlarını (trigliserit) artırır ve kan şekerinde ani çıkma ve inmelere neden olur. Ayrıca güçlü bir kahvaltı sadece 2 saat tokluk sağlar. Kahvaltıyı atlamak akşam yemeğini atlamaktan çok daha iyidir. Çünkü sabah uyandığımızda kan kortizol düzeyleri en yüksek değerdedir.

Sabah ki kortizol artışının insulin sekresyonu üzerine ciddi bir etkisi vardır. Bu süre içinde yemek yerseniz insülininiz artar ve kan şekeriniz hızla düşer. Yani yağ yakma moduna geçemezsiniz. Bu durumda kendinizi kısa zamanda aç ve halsiz hissedersiniz, tekrar bir şeyler yemek istersiniz ve belki de şeker krizine girebilir ve eğer  böyle bir noktada birşeyler yemezseniz çarpıntınız, terlemeniz, baş ağrılarınız ve belki de panik atak tarzı semptomlar baş gösterebilir. Ve neticesinde birbirini tetikleyen bir kısır döngüye girerek, tüm gün sürecek şeker krizleriniz devam edebilir. 

Eğer kahvaltıyı atlar ve günün ilk öğününü öğle vakti yaparsanız, şeker krizleriniz zamanla azalmaya başlar ve sonunda kaybolur. ( Bu Tip 1 Diyabet hasatalrı için kesinlikle geçerli değildir. Ama Tip 2 Diyabetliler için geçerlidir). 
Bu döngüyü bilimsel açıdan şu şekilde açıklayabiliriz;

Normal kortizol düzeyleri günün değişik saatlerine göre farklılıklar gösterir. En düşük kan kortizol düzeyi akşam 22.00 civarlarında gerçekleşir. Uyku sırasında giderek yükselir ve sabahleyin 8.00’de doruk noktasına çıkar. Daha sonra giderek düşmeye başlar. Bu saatlerde kahvaltı yapmak kortizol seviyesinin düşmesine sebep olur. Sabah kortizolünün düşük olması letarji (uyuşukluk) ve depresyona eğilim yaratır. O yüzden çoğumuz kahve ile güne başlama ihtiyacı hisseder e kahve içmeden uyanamaz. Çünkü kahve böbrek üstü bezlerinin ani bir şekilde kortizol salgılamasını sağlar. Sabah kortizolünün düşük olması ayrıca insülin artışına da neden olur. Kortizol egzersizle birlikte artar ve yağları eritir, performansı artırır ve zindelik hissi verir. Bu nedenle sabah yükselen kortizolu kahvaltı yaparak azaltmak hiç de akıllıca değildir . 

Ayurveda’ya göre de sabah 06:00-10:00 arası Kapha doşa saatidir. Bu saat aralığında yemek yemek önerilmediği gibi, metabolizma hızının en düşük seyrettiği bu saatlerde hareket edilmesi, bol bol ılık sıvılar tüketilmesi önerilmektedir.
Ama illa ben kahvaltısız yapamam diyen grup içindeyseniz, hafif kahvaltınızı 09:00 dan önce bitirecek şekilde yapmalısınız.

Sirkadiyen Ritimle ilgili önemli bir ara not;

2015 yılında Nobel Tıp ödülünü kazanan biliminsanımız Aziz Sancar 47 yılını adadığı çalışmalarında DNA’yı onaran fotoliyaz isimli bir enzim üzerine odaklanmıştır. Fotoliyaz enzimi  ışıkla aktive olan bir enzimdir. Sancar Nobel ödülünü alan bu çalışmasında DNA tamirinin sirkadiyen ritimlere göre olduğunu, yani 24 saatlik gün ve gece döngüsünde  DNA tamirinin farklı düzeylerde gerçekleştiğini ispatlamıştır. Bu bilgiyi kanser tedavisindeki kemoterapi ile birleştirir ve eğer DNA'nın tamirinin daha zayıf olduğu saatlerde kanser tedavisi için kemoterapi yapılırsa, kemoterapinin daha etkili olacağı ve daha çok kanser hücresinin öldürüleceği çıkarımını yaparak Nobel Ödülü'nü alır.

Yani Sirkadiyen Ritim sağlıklı bir yaşam için elzemdir ve doğanın ritimleri insan biyolojik saatinde bir dizi düzenlemeleri otomatik olarak yapar. Sirkadiyen Ritimlerin tersine yaşamaya başlandığında hızla yaşlanma da başlar.
Aziz Sancar’ın bu keşfinden sonra Tıp Dünyasında  Cronomedicine , yani KronoTıp isimli yeni bir bilim dalı doğmuş ve sirkadiyen biyoloji ve kronobiyoloji bilimlerinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

 

Yazının Devamı için burayı tıklayınız.